Bayram değil, seyran değil, eniştem beni niye öptü?
14 May 2012 14:46 MədəniyyətÇalık gurubunun gazetelerinden biri olan ve İzmir'de yayınlanan Yeni Asır gazetesinin 7.Mayıs.2012 tarihli nüshasında Azerbaycan ile ilgili bir yazı kaleme alınmış. Yazının, maksadını, niçin yazıldığını, çok düşünmeme rağmen anlayamadım. Yazıdan anlaşılan tek şey; Türkiye Türklerine, yıllar önce Azerbaycan'da yaşanmış iki olayı hatırlatması - Azerbaycan anayasasında yer alan " Azerbaycan'ın resmi devlet dili Türkçe'dir - ifadesinin değiştirilmesi ve Ermeni açılımı sırasında bir densizin Şehitlikte bulunan Türk bayrağını indirmesi olayı gündeme getirilmiş. Bunlarla, Azerbaycan'ın rahmetli cumhurbaşkanı Haydar Aliyev ve şimdiki cumhurbaşkanı İlham Aliyev, bilgisizce ve haksızca eleştirilmiş.
Tek bu yazı olsaydı, üzerinde pek durmayacaktım. Ama, bir hafta içerisinde okuduğum aynı minval üzerine yazılmış belki beşinci yazıydı bu ve aklıma " Turuncu Devrim " sırasında yazılanları, sonra Azerbaycan'da yapılanları getirdi. Herhalde şimdi de, iktidar yanlısı, yandaş medya, Türk halkını, planladıkları bir " Arap Baharı " hareketine hazırlıyorlar, diye düşündüm. Çünkü, Azerbaycan ile aramızda hiçbir sorunun olmadığı şu dönemde, bu yazıların kaleme alınma sebebi sadece bu olabilir.
Amaç, Türkiye Türklerine, Azerbaycan'da ki mavcut iktidara karşı, bir takım güçlerin harekete geçmelerinin sebebini açıklamak gibi görünüyor bana... Türk halkının tepkisinden korktukları için, önceden, Azerbaycan'daki, iktidar hakkında yalan - yanlış haberler yayacaklar, halkı inandıracaklar ve yapacakları girişimin haklı olduğunu göstermeye çalışacaklar. Bunu yaparken de çok hassas olduğumuz konuları; Türklüğü, Türk birliğini, Türk dilini araç olarak kullanacaklar. Plan bu gibime geliyor...
Maksadı sahibine malum olan bu yazı, yanlışlar ve haksız eleştiriler ile dolu bir yazı; mesela yazar " rahmetli Haydar Aliyev'in, Azerbaycan Anayasasında yer alan " Devletin resmi dili Türkçe'dir " ibaresini kaldırıp, yerine " devletin resmi dili Azericedir" ibaresini koyduğunu yazmış ve bunun Azerbaycan'da yaşayan Azeri Oğuzları ile Türkiyeli Oğuzların arasını açmak, kültürel bağları zayıflatmak için yapıldığını belirtmiş. Bu değişikliğin neden yapıldığını biraz sonra açıklayacağım. Önce sayın yazara hatırlatmak istediğim bir husus var. Yeni ibare sizin yazdığınız gibi değildir. Aynen şöyledir. " Azerbaycan devletinin resmi diyli Azerbaycan dilidir" Yani burada " AZERİ" kelimesi kullanılmamıştır. Çünkü, hiçbir Azerbaycan Türk'ü Azeri sözünü kullanmaz. Bu sözün, Azerbaycan Türklerini, ana kütle olan Türk milletinden ayırmak için Farslar tarafından uydurulduğunu iyi bilir. Kendilerine " Azerbaycan Türkleri " derler, Azeri demezler ve diyenleri de kesinlikle ikaz ederler. Bu sözü, ancak, konunun cahilleri ya cahilleri, ya da Türk birliğinde rahatsız olan çevreler kullanırlar.
Gelelim, anayasada yapılan değişikliğe; anayasa Azerbaycan bağımsızlığını kazandığı 1991 yılından sonra yapılmıştır ve o dönem devletin başında rahmetli Ebülfez Elçi bey vardır. Bu anayasa maddesi 1995 yılında değiştirildi. Azerbaycan, Türklerin, Talışların, Lezgilerin, Kürtlerin, Albanların ve çeşitli Kafkas kavimlerinin iç içe yaşadıkları bir coğrafyanın adıdır. Bu coğrafya binlerce yıldır Türklerin tarihi topraklarıdır. Bu topraklarda devamlı hakim millet Azerbaycan Türkleri olmuş ve Azerbaycan Türkçesi bölgede hakim dil olarak hakimiyetini sürdürmüştür. Ta SSCB dönemine kadar. Bu dönemde resmi dil Rusça haline getirilmiş, Azerbaycan Türkleri büyük mücadeleler sonucunda Azerbaycan Türkçesini ikinci resmi dil olarak SSCB anayasasına sokmayı başarmışlardır. O dönemde Azerbaycan Komünist partisinin başında, yazarın eleştirdiği Haydar Aliyev vardı.
1995 yılında dil sorunu gündeme getirildiği zaman, üç ayrı görüşün, ( Türkçe- Azerbaycan Türkçesi - Azerbaycan dili ) uzun tartışmaları yapılmış ve " Azerbaycan dili " üzerinde anlaşma sağlanmıştır. Azerbaycan'ın resmi devlet dilinin "TÜRKÇE " olması gerektiğinin en ateşli savunucularından biri olan rahmetli büyük şair, büyük Türkçü Bahtiyar Vahapzade, bu konuda Haydar Aliyev'in kendisine aynen şunları söylediğini kaydeder; " Bizim toplumumuz henüz Sovyet toplumu...Önce bu insanların kafasını değiştirmek gerekir. Sonra dilimizin Türkçe olduğunu rahatça anayasaya yazabiliriz. Şu anda bu coğrafyada yaşayan bu insanları bir arada tutmanın önemli yollarından biri ortak bir dile sahip olmaktan geçiyor. Dilimizi Türkçe diye ilan edersek, Türk olmayanlar buna tepki vereceklerdir, belki bu bölünmeye kadar gidecektir. Bırakalım dilimiz önce Azerbaycan dili olsun, herkes ortak dile kavuşsun, onlar da Azerbaycan dilini öğrensinler. Öğrendikleri dil Türkçeden başka dil olmayacak. Sonra kendiliğinden anayasa maddesi değiştirilecek ve dilimiz esas mecrasına oturarak Türk dili olacaktır." Bahtiyar bey, bu açıklamadan sonra ikna olduğunu bana söylemiştir.
Acaba siz, Türkçeyi bu kadar seven bir yazar olarak Kürtçe'nin ikinci resmi dil olması tekliflerine Haydar Aliyev'e gösterdiğiniz tepki kadar tepki gösterdiniz mi ?
Yazara göre " Haydar Aliyev, Azerbaycan Oğuzları ile Türkiyeli Oğuz kardeşleri arasında, maddi, manevi bağları sistematik olarak zayıflatma siyaseti izledi " diye yazmış. Bunları söylemek, ya cehaletin eseridir, ya da belli çevrelere hizmet etmek demektir. Bu sözler laf-ı güzaftır, yani, hiçbir dayanağı olmayan boş, proveke etmeye yönelik uydurma sözlerdir. Çünkü, yazar sadece söylüyor ama, hiçbir kanıt ortaya koymuyor. Ben aksini iddia ediyorum ve kanıtlarımı gösteriyorum: Haydar Aliyev iktidarda olduğu dönem içinde Azerbaycan Türkleri ile Türkiye Türkleri arasında, maddi, manevi ve kültürel bağların daha sıkı olması için; Azerbaycanlı gençlerin Türkiye'de tahsil almaları için onları teşvik etmiş ve binlerce öğrenciyi Türkiye'ye yollamıştır. Sivil toplum kuruluşlarının iş birliği yapmalarını desteklemiş, Türk Dünyası liderler zirvelerinin tümüne katılmıştır. Bakü - Tiflis - Ceyhan petrol boru hattının yapılması mücadelesini Türkiye'den hiçbir destek almadan tek başına vermiş ve sonunda petrol konsorsiyumunu ikna etmiş, asrın projesini hayata geçirmiştir. Erzurum, Kars, Bakü, Taşkent, Bişkek, demir yolu projesini ortaya atmış ve gerçekleşmesi için çalışmalar yürütmüştür. İki ülke arasındaki ticaret hacminin artmaı için, ihracat ve ithalatçılara destek vermiştir. Dünya ölçeğinde, her siyasi toplantıda, her koşul ve zeminde Türkiye'nin yanında olmuştur. (Bu konuda daha fazla bilgi istiyorsanız ZİRVE- Haydar Aliyev kitabımıza bakabilirsiniz. İleri yayınlarından çıkmıştır)
Şimdi şunu rahatça söyleyebiliriz; sayın yazar, siz Haydar Aliyev'i ya hiç tanımadan yazı yazıyorsunuz, ya da bir yaranız var ki gocunuyorsunuz!
Gelelim şimdiki cumhurbaşkanı İlham Aliyev hakkındaki görüşlerinize; tamamen yanlı ve saçma!... Bakın, İlham Aliyev bir hanedan mensubu değildir. İki defa genel seçimlere katılarak halkın oyları ile seçilmiş bir cumhurbaşkanıdır. İki defa seçim kazanmış ve halkının oylarını alarak cumhurbaşkanı seçilmiş bir cumhurbaşkanına, " hanedan mensubu " demek ne kadar doğrudur? Bu tahkir edici sözü, nasıl kullanıyorsunuz ve neye dayanarak söylüyorsunuz? Anlamak mümkün değildir.
" Babasından aldığı mirası daha kötücül ( ne demekse? Türkçe sözlüklerde böyle bir kelime yok!) zihniyette devam ettiriyor" diyen yazar, yine mesnetsiz, dayanaksız bir sürü boş laf etmiş. Bu tür iddialı sözler kanıtları ile yazılır. Ama yazar dostumuzun kanıt gösterme diye bir derdi yok. Ne idüğü belirsiz Vikileks belgelerinde şöyle demiş, Türkiye'yi satmış, gibi bir iki geveleme var, ama, belgenin aslı yok! Bu da lafı güzaf. Boş söz! Bize göre, İlham Aliyev, Türklük bayrağını Türkiye7den devralmış ve göklere doğru yükseltmektedir. Türk Dünlyası dostluk ve iş biriliği Bakü kurultayında, Türk Diasporaları Bakü toplantısında yaptığı konuşmaları, her yerde bulabilirsiniz. Bir kere okumanızı tavsiye ederim. Eğer peşin hükümlü değilseniz, okur ve gerçekleri görürsünüz.
Ermeni açılımı sırasında, Ermenistan'ın -ki elleri dirseklerine kadar Türk kanına batmış bir katil olan cumhurbaşkanı Serkisyan'ın Bursa'daki maça gelmesi, orada bir densizin Azerbaycan bayrağını yere atması ve Bakü'de bu olaya tepki verilirken başka bir densizin Şehitlikte bulunan Türk bayrağını gönderinden indirmesi, elbette kınanacak ve eleştirilecek bir durumdu. Ama, şunu da eklemeden edemeyeceğim; sayın yazar, acaba bu olaya verdiği tepki kadar, Azerbaycan bayrağını yere atan densize tepki verdi mi? Bunu yapmayıp, sadece bir densiz Türk bayrağını gönderden indirdi diye, Azerbaycan devletini eleştirmek ne kadar hakkaniyete sığar, ne kadar Türkçülüktür ? Türkiye'de, Kürt gösterilerinde, toplantılarında Türk bayrağının asılmamasına, asılmışsa indirilmesine, yerlerde sürüklenmesine, ayaklar altına alınmasına tepki verdi mi? Yoksa o da, Azerbaycan Türkleri bayrağımızı indirdi, buna tepki verelim, ama, dokunulmaz olan Kürtler bayrağımızı ayaklar altına aldı, buna tepki vermeyelim diyen takımından mıdır ?
Sayın yazar dostum; belki bugün Türkiye - Azerbaycan ilişkileri biraz soğuk gibi görünmektedir. İlişkilerin bu hale gelmesinde suçlu, sadece İlham Aiyev midir ? Türk hükümetinin hiç mi suçu yok? Bilhassa Ermeni meselesinde yapılan açılımların Azerbaycan Türklerini ne kadar derinden yaraladığını hiç düşündünüz mü ? Orada, her evden bir can alan Ermenistan'a en güvendiğiniz ülte olan kardeş Türkiye'nin yakınlaşmasının nasıl karşılanabileceğini hatırınıza hiç getirdiniz mi ? Güvendiği dağlara kar yağan bir insanın neler yapabileceğini hiç düşündünüz mü ?
Şimdi eğri oturup doğru konuşmak gerekir; Türkiye -Azerbaycan ilişkilerinin, bugün, istenilen düzeyde olmamasının en önemli sebeplerinden birisi, öz eleştiri yapılmamasıdır. Haydar Aliyev'i, İlham Aliyev'i suçlamak yerine, önce kendimize " biz, bu ilişkilerin düzelmesi için ne yaptık ?" sorusunu sormamız gerekmez mi ? " Gerekir ama, başkasına suç yüklemek ve onu eleştirmek en kolay yol" dediğinizi duyar gibiyim.
Azerbaycan hükümeti, televizyonlarında dizi yayınını yasakladı. Bunun kendilerine göre çeşitli sebepleri var. Haklı ya da haksız. Ama, sadece Türk dizilerini yasakladı demek, iftira atmakla eş değerdir. Rus dizilerini, ABD dizilerini, Fransız dizilerini de yasakladı. Ama Türk flimleri Azerbaycan Türkçesi ile yayınlanmaya devam ediyor. Beni yazınızda ilgilendiren hususu sizinle paylaşmak istedim. " Bu dizileri yasaklamakla, Azerbaycan hükümeti, hukukun üstünlüğünün, demokrasinin nimetlerinin, Türklük bilincinin, kültürün yayılmasını istemiyor" mealinde bir cümleniz var. Lütfen bana söyler misiniz ? Hangi dizi flim, hukukun üstünlüğünü, demokrasinin güzelliğini, Türklüğü, Türk kültürünü, insan haklarını konu olarak alıyor? Böyle bir dizi flim var da bizim mi haberimiz yok? Batı modeli yaşamı, batılı aşkları, batılı hayatı anlayış tarzını, ya da Kürtlerin yaşamlarını, mafyacılığı, hırsızlığı, havadan kazanmayı, saygısızlığı, soygunculuğu, hatta her çeşit ahlaksızlığı özendiren bu dizileri aklı başında herkes eleştirir ve hatta yasaklar. Bu dizilerle, hukuk, demokrasi, milli ve manevi bağlar güçlenmez, aksine zayıflar ve zaman içinde yok olur.
"Ahmet Cevat'ı unutturmak istiyorlar" diyorsunuz, ne yazık ki, yine yanıltıcı ve doğru olmayan bir şey yazmışsınız. ( Ahmet Cevat, 1900'lü yılların başlarında yaşamış büyük bir milliyetçi Türkçü şairdir. Çırpınırdı Karadeniz isimli şiir ona aittir.)Ahmet Cevat'ı, hiçbir hükümet Azerbaycan halkına unutturamaz. Tıpkı, Nazım Hikmet'i hiçbir iktidarın Türk halkına unutturamadığı gibi...
İddialı bir söz ediyorsunuz, ama, yine ortaya somut bir kanıt koymuyorsunuz. Şimdi size soruyorum; Azerbaycan hükümeti hangi somut eylemi ile Ahmet Cevat'ı unutturmak istemiştir ? Bir cevabınız olduğunu zannetmiyorum. Ama, ben size, Ahmet Cevat'ı sizin söylediğinizin aksine, Haydar Aliyev ve devamcılarının, çağlar boyu yaşatmak istediğini gösteren bir kanıt sunayım; Azerbaycan devletinin bugün Milli Marşı olan şiirin yazarı Ahmet Cevat'tır ve bu şiir, Haydar Aliyev döneminde milli marş olarak kabul edilmiştir.
Bu yazdıklarınızın tümü, çok açık olarak gösteriyor ki, siz, bu konuların ya cahilisiniz, ya da belirli güçlere hizmet etmek için bu gibi yazıları yazıyorsunuz. Lütfen, araştırmadan incelemeden, böyle şeyler yazmayın. Bu tür yazılar, belki birilerini memnun eder, ama, " ben Türk'üm, Türk milliyetçisiyim, Türkçüyüm, Türk birliğinin kurulmasından yanayım" diyenleri de derinden yaralar ve üzer.
Azerbaycan devleti bir Türk devletidir ve Azerbaycan halkı bunun farkındadır. O halk, niçin kendi devletinin adından korksun, anlamak mümkün değil. " Kendilerine Türk demekten korkuyorlar" deseniz, bir noktaya kadar anlarım, ama, bunun da iler tutar bir yeri yoktur. Azerbaycanlılar, Türk olduklarının en az Türkiyeli kardeşleri kadar farkındadırlar ve bununla da iftihar etmektedirler.
Azerbaycan'ın iç politikasının da sizi biraz da olsa ilgilendirdiğini düşünüyorum. Şunun ya da bunun iktidar olması, aslında, bizi pek ilgilendirmemelidir. Bu Azerbaycan halkının kend işidir. Bırakın, kendi işlerini kendileri görsünler.
Sürçü lisan ettiysem affola... Gerçekler bazen acıdır, kabul etsek de etmesek de...
rk