Türkiye – İran Münasebetlerinin Tarihi Seyri Üzerine Tahlil: İran Dost ve Kardeşleri ile Kucaklaşmalıdır

Prof. Dr. Seyit AYDIN

Türkiye ile İran, 1823 yılından bu yana karşı karşıya gelmemiştir. Kaldı ki ondan evvel karşı karşıya gelen iki Devleti de ekseriyetle Türk hanedanlar idare ediyordu; dolayısıyla karşı karşıya geldikleri zaman da ekseriyetle iki taraf da Türk Devleti idi. Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan kısa bir zaman sonra İran'da idare Fars hanedana geçmiştir. Türkiye Cumhuriyeti, İran ile dostluk ve kardeşlik münasebetlerine daima önem vermiştir. Nitekim CENTO (Central Treaty Organization; Merkezi Antlaşma Teşkilatı (1955-1959), Türkiye- İran- Pakistan arasında Kalkınma için işbirliği (RCD, 1965) gibi teşkilatları beraber kurmuşlardır. İran'ın 1979 yılında ABD ile yaşadığı 'rehine krizinde de' , Türkiye ABD'ine destek vermemiştir. O zaman da Türkiye, ' İran ile tarihi, kültürel ve kardeşlik bağları olduğunu' beyan etmiştir. Bugün de Türkiye Cumhuriyeti Muhterem Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanının açıklamaları ile İran'a Siyonist İsrail- ABD'in saldırmasına karşı durmuştur. Türkiye; 'Kara, Deniz ve Hava sahasını İran'a karşı kullandırmayacağını' beyan etmiştir. Bütün siyasi partiler de İran'a yapılan saldırıyı lanetlemektedir. Türk Devleti ve Milleti bugün de İran'a yapılan taarruz ve tecavüze karşıdır.

Türkiye'nin tarihindeki bu asil dostluk ve kardeşlik siyasetine, İran maalesef aynı mukabelede bulunmamıştır. Türkiye'ye devamlı şüphe ile bakmıştır. İslam Alemine ve sonradan katılan Türk Devletlerine karşı bir de 'rejim ihracı' hedefi ile hareket etmiştir. Kendi içinde İran'ın bütünlüğüne bağlı en büyük etnik grubu teşkil eden Türklere husumetle davranmıştır. Dr. Hüsrev Kaşkai gibi liderleri, kanaat önderlerini, münevverleri sırf Sünni -Türk oldukları için idam etmiştir.

İran, Öz Kardeşimiz Azerbaycan'ın haklı davasında karşısında oldu. İşgalci, soykırımcı Ermenistan'ı destekledi. Azerbaycan'a karşı işgal ve soykırımda kullanılmak üzere Ermenistan'a silah, mühimmat, maddi ve manevi destek temin etti.

Ne yazık ki zaten Fransa'da kurulan İsrail istihbaratıyla el altından işbirliği yapan ve Amerika'nın istediği gibi kendi halkına zulmeden, Müslümanlarla mücadele eden bir İran bugünlere kadar geldi.

Bugünlerde İsrail-ABD ile savaş devam ederken, Türkiye ve Azerbaycan (Nahçıvan)'a yapılan dron saldırısı İran'ın vahim hatalarının son halkası olmuştur. İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'ın özür dilemesi mühimdir. İran'ın devam ettirdiği güvenilmez siyasetine rağmen baştan da belirttiğimiz gibi Türkiye, İran'a yapılan Siyonist İsrail- ABD taarruz ve tecavüzünün karşısında olmaya devam etmektedir. 

ABD- İsrail ve İran arasında devam eden harp, tarafların tercihi ile bütün Ortadoğu'ya yayılma seviyesine geldi. ABD- İsrail, İslam Ülkelerini İran'a savaş açmaya zorlamaktadır. İran ise kendisiyle beraber olmayanın, ABD-İsrail ile beraber olduğu düşüncesindedir. Fakat bu hususta da en dik katli ve temkinli olması gereken İran'dır. İran, bizzat üst seviye askeri kadrosunda bulunan Mossad ajanlarını ayıklamalıdır. Çünkü Türkiye'ye düşen dron ve füzeyi ateşleyenler İran ordusunun üst kademesindeki rütbeli Mossad ajanlarıdır. Kıbrıs'ın güneyine düşen füzenin İran'dan atılmadığını İngiltere açıklamıştır. ABD ve İsrail, Türkiye'yi İran'la kara savaşına sokmak için provakasyonlarına devam edecektir. İkinci Dünya Harbi esnasında Trump'un ve Netenyahu'nun babaları Hitler'de bu tür taleplerde bulunmuştu. Türkiye'yi o savaşa dahil edememiş ve sonu kendisinin ve kardeşi Mussoli'ninin felaketi olmuştu. Bugün de öyle olması dileğimizdir.  Fakat İran içindeki ihanete karşı dikkatli olmalıdır.

ABD- İsrail açısından İran'ın bir kara harekatı ile geçici işgali ve çökertilmesi o kadar kolay değildir. İran'ın tarihte uzun vadeli işgal edilemeyişi ve haritada kendini daima muhafaza etmesindeki mühim amillerden biri coğrafi vasıflarıdır. Arazi, çok engebeli ve büyük ölçüde tabii bir kale gibidir. Doğrudan bir kara harekatının yapılacağı İran coğrafyası, ABD- İsrail ordusunu yutabilir. ABD böyle bir harekatı İran'ın iç unsurları ve vekalet elçilerine yaptırmayı da deneyebilir. İran'da bölücülük, ayrılıkçılık yapmayacak, memleketin bütünlüğünden yana olacak en büyük etnik grup Türk'lerdir.

Diğer taraftan Rusya, Çin ve Kuzey Kore gibi ülkeler, İran'ın zayıflatılması veya çökmesi halinde çok büyük zarar görecekleri için İran'a azami desteği vereceklerdir. Çin için mühim bir enerji kaynağı olan Venezuelachr("39")da ABD, Maduro iktidarını devirdi. Yerine kendine köle bir idare getirdi. Venezuelachr("39")nın en büyük petrol müşterisi Çin idi. Venezuela günde 800 bin varil petrolü doğrudan Çinchr("39")e satıyordu. Maduro düşünce o kaynak kesildi. Çin, İranchr("39")dan da 1.5 milyon varil petrol alıyordu. Bu iki kaynaktan Çin'e günde 2.300.000 varil petrol akıyordu. Çinchr("39")in günlük petrol ithalatı: yaklaşık 11 milyon varildir. İran düşerse Çin için en büyük petrol tedarik kaynağı kesilmiş olacaktır. İkisi birden düşünüldüğünde Amerika Çinchr("39")in petrol tedarikinin %20chr("39")sini kesmiş olacaktır. Çin için İran, "Kuşak ve Yol" projesi açısından çok mühim ve vazgeçilmez bir ülkedir. Çin bu iki mühim kaybı yaşamak istemeyecektir. Nitekim Çin, Körfeze getirdiği gemi marifeti ile İran'a çok mühim istihbarat temin etmektedir. Çin'in verdiği istihbari malumat ile Erbil'de Mossad ajanları topluca imha edilebilmiştir. 

İran, ABD, Avrupa ve müttefiklerinin siyasi ve iktisadi müeyyidelerine karşı Rusya'nın mühim bir ortağıdır. İran'ın ABD kontrolüne girmesi halinde Rusya'nın Kafkasya, Hazar ve Orta Doğu'daki tesiri yok olma tehlikesine girer.
Kuzey Kore için de İran anti Amerikan bir müttefiktir; psikolojik ve siyasi bir ortaktır. Dolayısıyla Çin, Rusya ve Kuzey Kore öncülüğündeki 'Şark bloku' İran'ı azami destekleyeceklerdir.
Ayrıca İspanya başta olmak üzere Avrupa ve Batı'dan ABD-Siyonist İsrail taarruzuna karşı mühim ve müessir itirazlar yükselmektedir. İngiltere'de ilk defa ABD siyasetine karşı durma yolundadır. ABD'nin kendi halkı da dahil olmak üzere Ülkelerde ABD- İsrail'in bu zalim taarruz ve tecavüzlerine karşı halk hareketleri artmaktadır.  
Burada Ray Daliochr("39")nun; 'Yükselen güç, mevcut güce yaklaştığında çatışma kaçınılmazdır.' Tezini hatırlatıp, bir başka yazımızda açmak üzere Türkiye'nin rolü ve yeri ile alakalı kısa bir analizle bitirmek istiyoruz.

Türkiye, 2023 yılında silah üretimi devam ederken, Siyonist İsrail'in Gazze soykırımı başlamadan savunma sanayii imalatını % 220 nispetinde kararı almıştır. Gazze soykırımı başlamasının ardından imalatın hedefi yükseltildi ve %370 arttırma kararı verildi. Bugün için bu hedefe yönelik ihracatı 280 milyar dolar civarındadır. Ancak beşyüz milyar doları yakalayabilecek savunma sanayii kapasitesi mevcuttur.

Yılı geçmiş mühimmat, tatbikatlar ve eğitimlerde kullanılmaya başlandı. Burada hedef, savunma kapasitesinın Avrupa ve Arap coğrafyasının üzerine çıkarılmasıdır. Bu hususlar mevcut ve gelecek için Bölgede güvenilir bir hami kuvvet olmanın adımlarıdır.

Başta da belirttiğimiz gibi Türkiye, İran'ın toprak bütünlüğünün korunması için gerekeni lazım olan her şeyi yapacaktır. Biz coğrafi haritaların değişmesini istemiyoruz. Emperyalizmin 'Böl parçala yut' tuzağına düşülmeyecektir. İran!da da rejim değişse bile toprak bütünlüğü bizim için esastır. İran'da demokrasi işlese Türk'lerin iktidar olacağı açıktır. Türk'lerin idarede söz sahibi olmaları halinde her etnik unsur ve her kesimin hakkının korunacağı da bilinmelidir. Böyle bir idare tarzı, kendi halkına zulmetmeyecektir. Aynı zamanda İran, Türkiye, Türk Dünyası ve İslam Alemi için emin, güvenilir bir Kardeş Ülke olacaktır.

Türk Milleti ve Devleti tarihinde hiçbir zaman başka millet ve devletler üzerine ihanet planlarının içinde olmamıştır. Bundan sonra da olmayacaktır. Dileriz ki; İran da bu hakikati idrak etsin ve hakiki dost ve kardeşlerini tanısın, bilsin.  

Təklifinizi, şikayətinizi bizə yazın. Sizi dinlərik. 055 634 88 31