Türkiye’nin terörle mücadelesini gölgelemek için PKK ve türevleri yerine ısrarla “Kürtler” denilmesi bilinçli bir çarpıtmadır

Türkiye’nin PKK terörüyle mücadelesine gölge düşürmek amacıyla yapılan siyasi konuşmalarda, düzenlenen basın toplantılarında ve medyaya gönderilen açıklamalarda PKK yerine bilinçli şekilde “Kürtler” ifadesi kullanılmaktadır. Söz konusu tutum, Türkiye'nin güney sınırında oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu yok etmek, bölgeye barış ve huzur getirmek amacıyla başlattığı Barış Pınarı Harekatı sürecinde de devam etmektedir.

Türkiye'nin PKK terörüyle mücadelesine gölge düşürmek amacıyla yapılan siyasi konuşmalarda, düzenlenen basın toplantılarında ve medyaya gönderilen açıklamalarda PKK yerine bilinçli şekilde "Kürtler" ifadesi kullanılmaktadır.

Söz konusu tutum, Türkiyechr("39")nin güney sınırında oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu yok etmek, bölgeye barış ve huzur getirmek amacıyla başlattığı Barış Pınarı Harekatı sürecinde de devam etmektedir.

PKK, Türkiye gibi ABD ve Avrupa'nın da terör örgütleri listesinde olduğu halde, ortaya konulan bu tavır, ülkemizin bugünlerde ve son 30 yıllık terörle mücadele sürecini çarpıtmaktadır.

Suriye ve Irak'taki savaştan kaçan Kürtler Türkiye'ye sığınmakta, ülkemiz etnik köken, din ve mezhep ayrımı yapmaksızın sivillere kucak açmaktadır. Ayrıca Kürt asıllı vatandaşlar, Türkiye'nin terörle mücadelesi esnasında PKK'nın eylem yaptığı bölgelerden kaçmaktadır.

Bu durum Türkiye'nin mücadelesinin Kürtler değil de PKK ve türevi olan SDG/PYD/YPG adı altındaki terör örgütleri olduğunun önemli delillerinden biridir. Türk Silahlı Kuvvetleri, Barış Pınarı Harekatı esnasında AB ve NATO tarafından da terör örgütü kabul edilen PKKchr("39")nın Suriye kolu PYD/YPG unsurlarıyla bu unsurlara ait barınak, sığınak, mevzi, silah, araç ve gereçler hedef almıştır.

PYD/YPG terör örgütünün ihtilafın başından bu yana Kürtler başta olmak üzere bölge halkına karşı baskı ve yıldırma politikası uyguladığı, yerel halkı zorla evlerinden ettiği görülmüştür. PYD/YPGchr("39")nin etnik temizlik başta olmak üzere insanlığa karşı işlediği suçlar, bağımsız uluslararası kuruluşlarca da belgelenmiştir.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun, John Bolton'ın Ankara ziyaretinden sonra yaptığı Twitter paylaşımında vurguladığı gibi, "Bölgede Kürtlerin de sahibi olduğu ve refah içinde yaşadığı tek devlet Türkiye'dir. Türkiye, terör örgütü PKK ve onun Suriye'deki uzantısı YPG-PYD ile mücadele etmektedir. Fırat'ın doğusunda ABD desteğiyle ortaya çıkacak muhtemel bir otonom bölge Türkiye'nin bekası ve geleceği açısından en büyük tehditlerden birini oluşturmaktadır. Türkiye ulusal güvenliğini tehdit eden böyle bir cerahati dağıtmak konusunda kimseden izin almayacağını Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarıyla onlarca kez vurgulamıştır. Dahası, ABD ile Türkiye 1952 yılından bu yana NATO içinde yan yana görev yapan iki ülke konumundadır. Bazı Amerikalıların Türkiye'nin beklentilerini görmezden gelerek PKK-YPG gibi terörist yapılanmalara yatırım yapması müttefiklik hukukuyla bağdaşmamaktadır. ABD'nin desteklediği YPG tıpkı DEAŞ gibi bir terör örgütüdür ve işkence, cinayet, çocukları zorla askere alma, yerel halkı zorla sürgüne gönderme gibi suçları işlediği İnsan Hakları İzleme Örgütü tarafından da rapor edilmiştir. YPG zulmünden kaçarak Türkiye'ye sığınan Kürtlerin sayısı 500 bin civarındadır."

Təklifinizi, şikayətinizi bizə yazın. Sizi dinlərik. 055 634 88 31